KONGRE GENEL BİLGİLER

   Dijital yaşam becerileri günümüz insanlığının öncelikli okuryazarlık yetkinlikleri arasında yer almaktadır.  Dijitalizm ekseninde gelişen çalışmalar başta sağlık sektörü olmak üzere; ekonomik, sosyolojik, psikolojik, siyasal, sosyal ve eğitim alanlarını yoğun bir şekilde kuşatır hale gelmiştir. İşte bu noktada bilinenin ötesinde yeni bir sanal mekânlarla tanışan insanlar, geleceğin dünyasında nerede ve nasıl konumlacak sorunsalıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda gerçek dünyanın işleyişini tehdit eden varoluşsal sorunların maddi ve manevi boyutuyla tehlike ve risk altındadır. Bunlardan en bariz olanı dijital bağımlılıktır.

   Bağımlılık, içinde bulunduğumuz yüzyılın halk sağılığı bağlamında sıkça kullandığımız kavramlardan biridir. Bağımlılık herhangi bir nesneye ya da kişiye karşı geliştirdiğimiz, istek ve arzularımıza ilişkin karşı konulmaz şekilde gerçekleştirme çabası içine girilmesi durumudur. Günümüze kadar bağımlılık denildiği zaman madde bağımlılığı, alkol, sigara ve diğer uyuşturucu türevleri anlaşılmaktaydı. Günümüzde ise artık somut olarak ifade etmekte güçlük çektiğimiz "davranışsal bağımlılıklar" olarak bilinen yeni bağımlılık türleri, yaşam standartlarında yeni eğilimler ve dönüşümler meydana getirerek halk sağlığının önde gelen konuları haline geldi. Kumar oynamak, alışveriş yapmak ve yemek yeme alışkanlıklarındaki davranış bağımlılığının yanı sıra dijital cihazların elektromanyetik etkilerine maruz kalarak, sanal iletişimin büyülü atmosferinde kendimizi kaybettiğimiz, etkisinden kurtulamadığımız, ama yaşantımızı oldukça etkileyen yeni bir bağımlılık türü ile karşı karşıyayız. Adına “Dijital Kokain” diyebileceğimiz dijital bağımlılığın diğer bağımlılık türlerine nazaran hayatımıza etki alanının çok güçlü olduğu bilinmekle beraber özellikle genç nüfusta artan bir eğilim gösterdiği gözlenmektedir. Söz konusu bu durum, COVİD-19 salgını ile adeta taçlanmıştır.

   Bu bağlamda hızla genişleyen yeni nesil cihazların beklenmedik yankıları getirdiği açıktır. Özellikle gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalar, teknoloji bağımlılığı oranının genç kuşağı ve halk sağlığını tehdit ettiğini ve dolayısıyla ciddi sosyal ve kişisel sorunlarla sonuçlandığını kanıtlamaktadır. Arkadaşlıklar, hatta aile arasındaki ilişkiler, normal olması gereken yüz yüze paylaşım yerini, sanal paylaşımlara bırakmaktadır. Sevgi dolu bedensel ilişkiler, yerini; daha çok sosyal ağlar üzerinden sanal ilişkilere bırakırken; söz konusu değişimin, dijital nesneler üzerinden insanlar arasında yaşamı monotonlaştırması yanında, bazı kültürel değerlerde de yozlaşmaya neden olduğu görülmektedir. Teknoloji ve iletişim araçlarının hızla gelişmesine rağmen, bilinçli teknoloji kullanımı konusunda farkındalık eksikliği olduğu gözlemlenmektedir. Söz konusu dijital nesneler; insanların birbirleriyle yüz yüze iletişimlerini de azaltmakla birlikte, insanları fütursuz ve yakışıksız söz sarfiyatına dönük cesaretlendirmektedir. Bu durum yeni hukuki düzenlemeleri zorunlu kılmaktadır.  

   Yukarıda bahsi geçen bu durum 21.yüzyılın maruz kalmış olduğu bir insanlık sorunudur. Bu bağlamda doğru ve etkin kullanılması halinde, her yönüyle insanlığa çok boyutlu fırsatlar sunacak olan teknoloji ürünleri; amacının dışında ve yanlış kullanımıyla da telafisi güç olabilecek birçok sorunu beraberinde getirmektedir. İşte bu nokta da teknolojinin bu kadar yaygın ve bilinçsiz kullanılması, bilimsel araştırmalara da konu olmuştur. Bu araştırmaların sonuçlarında görüldüğü kadarıyla; yeni teknolojiler, sosyal medya kanalıyla bilgi akışının kontrolsüz olmasını ve insanlar üzerinde birçok olumsuz etkiyi de beraberinde getirmektedir. Bu nedene bağlı olarak dijital teknolojik araçların, düzensiz ve gereğinden fazla kullanılması, insanlarda birçok nöro-psikolojik rahatsızlıklara yol açtığı da söylenmektedir.

   Bilim adamları arasında da bu gelişmelere ilişkin farklı düşünceler bulunmaktadır. Bu bağlamda her şeyin bir tuşa dokunmaktan ibaret olduğunu kanıksayan bilim adamları; dijital teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi karşısında insanların artan arzu, zaman tüketiminde oburluk seviyesinde artışlarla beraber, bunu hızla yaşamlarına dâhil ettikleri şeklindedir. Bu nedenle bilim adamları, insanların her türlü dijital teknolojik alete çok rahat ulaştığından dolayı, insan fizyolojisinde ve beyin yapısında tembelliğe sebebiyet vererek, mevcut sağlık ve gelişim için ciddi anlamda tehdit oluşturduğunu düşünmektedirler. Buna paralel olaraktan; dijital teknolojik araç gereçlerle gerektiğinden uzun süre vakit geçirilmesiyle yeni bir tür bağımlılığa neden olabileceği düşüncesi de yaygınlık kazanmaktadır.

   Teknoloji ürünü dijital cihazların yaşam içerisine yoğun bir şekilde sızmış olması, elbette ki güzel bir olgudur. Ne var ki; bu teknolojik ürünler doğru ve sağlıklı bir şekilde kullanılsa bile(manyetik etki) gibi ayrı bir sorunu gündeme getirdiği için uzun süre bilimsel çalışmaların konusu olacaktır.